constraint - Türkisch

Aussprache
i. zorlama, baskı, zor; sınırlama; kendini tutma; çekinme; alıkoyma

Beispielsätze

The practice of writing poetry, combined with the time constraints of production, engendered Southey's concise style of prose
Üretmenin verdiği baskının yanısıra, şiir yazma alışkanlığı Southey'in az ve öz olan düzyazı stilinin oluşmasını sağladı.
pronunciation pronunciation pronunciation Einen Fehler melden!
I think I've showed considerable constraint under the circumstances.
Ben bu koşullar altında önemli bir baskı gösterdiğimi düşünüyorum.
pronunciation pronunciation pronunciation Einen Fehler melden!
There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.
pronunciation pronunciation pronunciation Einen Fehler melden!
There was a feeling of constraint in the room; no one dared to tell the king how foolish his decision was.
Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.
pronunciation pronunciation pronunciation Einen Fehler melden!




© dictionarist.com